itimat.insanı ayakta tutan duygu.
aralsea 11 nisan 2008 15.44#25227
nerdeeeen nereye...
'ben güveniyorum!' dedi o kız bana. 'ben insanlara çok güveniyorum, ben insanları çok seviyorum' dedi.
'ben bunu uzun zamandır unuttuğumu ve nedense ‘güvenmemek lazım’ çığırtkanlığının fazlaca etkisinde kaldığımı farkettim, ama bu ben değilim ki' de dedi.
bunları çok yumuşakça söyledi. tam da kendi gibi.
hep sakindir düşüncesinin sesi.
ben kulağım telefonda, kilitlendim her söylediği kelimeye. ne kadar basit ama ne çok önemli bir olaydı anlattığı, bence herkes kesin dinleyip duymalı.
'hiç tanımadığımız insanlara güvenmediğimizi ve sevmediğimizi fark ettim. benim dünya görüşüm bu değil ki. ben insanlara güvenirim. güvenerek başlarım hayata!' da dedi.
sonra nefes aldı, ve bir soru cümlesi ile beni mahvetti!
'yoksa, biz bu dünyaya niye çocuk getirdik ki yoncam? madem güvenmiyorduk kimseye, körükörüne mi hayata can verdik, hata mı yaptık yani?' dedi.
hah şimdi burdan yakın bakalım!
nasıl oldu da biz bu hale geldik?
nasıl oldu da biz güvenimizi kaybettik?
nasıl oldu da biz önkoşulsuz sevgiyi unutuverdik?
ha hakikaten madem öyleydi, madem bu kadar değiştikti, madem güvenecek kimsemiz yokmuştu, ne akla hizmet çocuklarımızı dünyaya getirdik anlamadım ki?
ben o kız sayesinde ayıldım telefonda.
çok şanslıyım aslında.
zaten ben habire güvenirim. başıma ne gelirse de bundan gelir.
olsun.
ben yine de güvenirim.
güven duygusunun dozu taşmış bir tipim. en başta kendime.
sonra tereddütsüzce herkese.
hakikaten sevmem şüphe ile yaklaşmayı kimseye, hiçbirşeye. yargısız infaz gibi gelir bana bu şekilde davranmak bireylere. bana yapılmasını istemem ya, yapmam, yapamamam kimseye.
güvenimi sarstı diyemem. daha çok ‘ben üzüldüm’ derim.
şans veririm.
bırakıp gitmeler, pes etmeler değil, yılmadan çabalamalar vardır bende.
ama dikkat ederim.
aklıma güvenirim ve atlamam bir de içsesimi dinlerim.
iyi niyetli uğraşı takdir ederim.
sorunu değil, çözümü tartışmayı severim. vakti soruna değil, çözüme harcamayı yeğlerim.
e yonca nerdeeeen nereye...
ah sorabilseniz bir bilene anlatırdı size, neden bu yonca toparlayamaz dağılır bazen, şimdi de aynen öyle oldu biliyorum işte!
toparlamaya çalışıyorum kendimi kendime;
güveniyorum ben;
kendime.
anneliğime.
benim gibi hayata güvenle bakan herkese.
size.
güveniyorum ben hayata güvenle bakan herkesin yetiştirdiği, elinin değdiği, diğerlerine.
güveniyorum ben nefretten değil, sevgiden muzdariplere.
güvenim artıyor hayata ve inandıklarıma; hızla yeşeren, kavgasız tartışabilen, anlatabilen, aklındakini yüreğindekini, düşüncesindekini güzel güzel dile getirenlere baktıkça, karşılaştıkça, tanıdıkça, şahit oldukça.
bunları düşündükçe gülümsedim, gülümsedikçe, ferahladım, ferahladıkça rahatladım.
ben çocuklarımı bu dünyaya;
sevgi içinde güven
güven içinde sevgi
verebilenler çoğalırsa hayat yaşanılır olur, gittikçe güzel olur, oldukça onlar daha da mutlu olur diye, hem kendime hem herkese güvenerek hayata getirdim.
kendinize güvenin.
konuşmaktan,
fikir beyan etmekten,
saygı içinde tartışabilmekten,
güvenerek sevgi vermekten asla çekinmeyin....
demekti esas derdim.
ama biliyorum... acık uzatıverdim...
yonca
'diğer kız'
duygusu da taşmış dip not: o kız’ ı alnından ve ellerinden öperim. sağlık, mutluluk ve şans üçlüsü hayatından hiç eksik olmasın. budur yaşgünü olan bugünde onun için tüm dileğim.
yonca tokbaş
kayıp,
ama aranmıyor kimsece
kayıp,
farkında değil neşe
gülüyor hala gönlünce
kayıp,
farkında değil aşk
deli çünkü öldüresiye
kayıp,
farkında değil arkadaşlık
meşgul küçük paylaşımlar, ilişkiciklerle...
eller arıyor ama,
sıktıkça dertlerini akıtacağı,
her şeyini paylaşacağı elleri...
ayaklar arıyor,
arasına sığınacağı, güven bulacağı, ısınacağı ayacıkları
her daim yanındakileri...
gözler arıyor
etrafını aydınlatan, içini kasıp kavuran
o kor gibi yakan göz bebeklerini...
kalp arıyor
hep yanında sandığı ama ilk ihtiyacında bulamadığı
o kıymetlisini, bilinmezini, gizlisini
her şeyin içine yerleştirdiği, olmazsa olmaz dediği
güvenini...
kuşku duymadan inanma duygusu. itimat.
savaşın en kanlı günlerinden biriydi. asker, en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü. insanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. tam siperden dışarı doğru bir hamle yapacağı sırada, başka bir arkadaşı onu omzundan tutarak tekrar içeri çekti,
-delirdin mi sen? gitmeye değer mi? baksana delik deşik olmuş. büyük bir ihtimalle ölmüştür. artık onun için yapabileceğin bir şey yok. boşuna kendi hayatını tehlikeye atma.
fakat asker onu dinlemedi ve kendisini siperden dışarıya attı. inanılması güç bir mucize gerçekleşti, asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü. birlikte siperin içine yuvarlandılar. fakat cesur asker yaralı arkadaşını kurtaramamıştı. siperdeki diğer arkadaşı;
-sana değmez demiştim. hayatını boşu boşuna tehlikeye attın.
-değdi, dedi, gözleri dolarak, -değdi…
-nasıl değdi? bu adam ölmüş görmüyor musun?
-yine de değdi. çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim içim.
ve hıçkırarak arkadaşının son sözlerini tekrarladı:
-geleceğini biliyordum… geleceğini biliyordum…
*
güven vermek önemlidir. güven duymak önemlidir. duyulan güveni boşa çıkarmamak daha da önemlidir.
bir babanın ümit bağladığı oğluna verdiği isim.bir erkek adı.
kabak tadı 30 aralık 2008 11.37 ~ 30 aralık 2008 11.37
insanlık ülkesinin en yüce dağıdır.
nadirdir.
kalbimizdeki asil sevgiler onları yakınımıza çekebilir.