sayfa: / 2  

can yücel

1.

bir zamanların milli eğitim bakanı hasan ali yücel'in oğlu, türk şiirinin büyük ustası nam-ı diğer can baba.
1926 doğup,1999 da ölmüştür.
ankara ve cambridge üniversitelerinde latince ve yunanca okumuştur. çeşitli elçiliklerde çevirmenlik yapmış, londra'da bbc'nin türkçe bölümünde spikerlik yapmış, bodrumda turist rehberliği yapmıştır.
askerliğini kore'de yapmıştır.
son yıllarında datça'ya yerleşen can baba için, ölümünden sonra datça'da can şenliği adıyla festival düzenlenmeye başlamıştır. bildiğim kadarıyla ailesinin karşı çıkması nedeniyle son bir kaç yıldır düzenlenmiyor.
can baba şiirleriyle olduğu kadar yaptığı aslına pek bağlı kalmasa da son derece güzel çevirilerle de ünlüdür. brecht, lorca ve shakespeare'i kendi yorumuyla çeviren şairin dilinden bir daha okumak lazım gelir.
'to be or not to be' sözünü 'bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin' şeklinde türkçeleştirmiştir. oedipus kompleksini anam avradım olsun kompleksi olarak yorumlamıştır.

bir de ödp den izmir 1. sıra milletvekili adayı olmuştu.

bir şiirinde de demiştir ki;
körfezdeki dalgın suya bir bak; göreceksin nato' nun kablosu durmakta derinde.
(nazireler 3' ten)

geberotu   04.03.2008 10.06
  #4030
2.

[bkz: kart sensin postal da sana girsin]

witchorexia nervosa   13.03.2008 21.28
  #7049
3.

iki liseli arkadaş, liseyi bitirdiklerinde yurtdışında eğitimlerine devam etmek üzere yıllardır harçlıklarını biriktirmişler. bu birikimlerini; yıllarca her şeyden mahrum kalarak, fedakarlıklar göstererek yapmışlar. liseyi beraber bitirdiklerinde milli eğitim bakanını ziyarete gidip, yurt dışında okumaya gönderilmelerini talep etmişler. ancak bakan gençlerden birini dışarı çıkartmış ve içerdekine, "seni gönderebilirim, ama arkadaşını gönderirsem dedikodu olur. 'oğlunu gönderdi' derler. onun için onu gönderemem" der. bu durum dışarıdaki öğrenciye de söylendiğinde, durumu algılamasının ardından arkadaşına, "madem öyle benim biriktirdiğim parayı da sen al, hiç olmazsa biriktirme amacımı kısmen gerçekleştireyim" der ve yılardır fedakarlıklarla biriktirdiği tüm parayı arkadaşına verir. evet, bu milli eğitim bakanı hasan ali yücel'dir. dedikodu olmasın diye göndermediği oğlu ise, bu günün ünlü şairi can yücel'dir.
arkadaşı isviçre'ye gider ve tip eğitimi alır. o kadar başarılı olur, o kadar başarılı olur ki, dünyada onun adını duymayan bir tıp adamı kalmamıştır. bu profesör türk olduğunu her fırsatta haykırmış, kendi icat ettiği, tasarladığı ameliyat aletlerine; ayşe, ceylan, leyla, eşek semeri gibi türkçe isimler vermiş ve konusundaki her tıp adamı bu isimleri kullanmaya başlamıştır. tahmin edeceğiniz üzere bu kişi türkiye'de bir hastane açmak istemiş ama türk bürokrasisi duvarını aşamamış ve halen bunu gerçekleştirememiştir. oysa isviçre; ülkede 60 yaşını aşan doktorlara ameliyat izini verilmemesine karşılık iki sene üstüste yasalarını değiştirerek ona bu hakkı tanımıştır. bu ünlü cerrah sonunda türkiye'de de tüm üniversitelerimizce takdir edildi ve cumhuriyet tarihimizde ilk kez, tbmm tarafından "onur madalyası" aldı. bu kişi, profesörlerin profesörü, profesör gazi yaşargil'dir.

denizinkardeşiolanege   09.04.2008 01.15
  #23560
4.

şarap şişesi şeklinde mezarı olan ve toprağı şarapla sulanan büyük şair.

ayrıca mezarını ziyarete gelenlerden şarap şişesi bırakarak dönmelerini istemiştir.

acı iyidir karakter yapar   09.04.2008 01.27 ~ 09.04.2008 01.30
  #23578
5.

susma

butün bu cılgıldaklar
pencerenin ağzına asılı
bütün bu fırıldaklar
bütün bu pervaneler
bütün bu değirmenler
bütün bu uçurtmalar ve uçaklar
poyrazın doğrultusunda...
gülibrişim, mimoza ve manolya, kavak
yaprakları dahil
bütün bu kıpır kıpır insanlar
elleri kolları ve kulaklarıyla
ve erken öten bir horozun sesiyle
kaçmışlar öbür dünyaya şimdiden
seslerini bırakmışlar geriye
bu ölümlü dünyaya yadigar...

aralsea   11.04.2008 22.11
  #25401
6.

[bkz: erkek dediğin]

greenn eightt   12.04.2008 02.29
  #25509
7.

memleketin hali benim halim,
öyle bir kabız olmuşum ki
boğazıma kadar bok içindeyim...

ileri görüşlü adamdı kendisi.

jackal   14.04.2008 19.14
  #26506
8.

mükkemmel bir şair. ayrıca nazım usta için faşizan kesime çok da sağlam ince ayar çekmektedir.
örneğin biri:
bir gün siyaset meydanı programında dönemin ülkü ocakları başkanı mehmet gül ile beraber konuktur. konu nazım hikmete gelir. mehmet gül nazım hikmeti karalamak namına sürekli olarak "nazımın annesi yahya kemalle yatıyordu. bu yüzden de konümist oldu. bu tür şeyler çocuklarda ters etki bırakır" deyip durmakta ve nazımın annesine dil uzatmaktadır. bir ara dayanamayan can yücel sertçe çıkışarak; "ulan onu anladık tamam da senin ananı kim s*kti de sen faşist oldun"...

kartusu bitmis bukalemun   17.04.2008 03.01
  #27844
9.

özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
yokluğun,
hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
''git artık'' demek
''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa''
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....

bearySroaym   17.04.2008 03.10
  #27847
10.

bugünlerde herkes gitmek istiyor. küçük bir sahil
kasabasina, bir baska
ülkeye,daglara, uzaklara...
hayatindan memnun olan yok. kiminle konussam ayni
sey...
her seyi, herkesi birakip gitme istegi.
öyle "yanina almak istedigi üç sey" falan yok.
bir kendisi. bu yeter zaten. her seyi, herkesi
götürdün demektir.
keske kendini birakip gidebilse insan. ama olmuyor.
hadi kendimize raziyiz diyelim, öteki de olmuyor.
yani her seyi yüzüstü birakmak göze alinamiyor.
böyle gidiyor iste. bir yanimiz "kalk gidelim", öbür
yanimiz "otur"
diyor.
"otur" diyen kazaniyor. o yan kalabalik zira.
ıs, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile, güvende olma
duygusu...
en kötüsü aliskanlik. aliskanligin verdigi rahatlik,
monotonlugun
dogurdugu bikkinligi yeniyor.
kaliyoruz.
kus olup uçmak isterken agaç olup kök saliyoruz.
evlenmeler...
bir çocuk daha dogurmalar...
borçlara girmeler...
ısi büyütmeler...
bir köpek bile bizi uçmaktan alikoyabiliyor.
misal, ben...
kapidaki rex'i birakip gidemiyorum. degil bu sehirden
gitmek, iki sokak
öteye tasinamiyorum. alip götürsem gelmez ki...
bütün sokagin köpegi oldugunun farkinda.
herkes onu, o herkesi seviyor.
hangi birimizle gitsin?
"sirtinda yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardir;
evet, sirtimizda
yumurta küfesi var hepimizin.
kendi imalatimiz küfeler.
ama egreti de yasanmaz ki bu dünyada. ölüm var zira.
ölüme inat tutunmak lazim. ınadina kök salmak lazim.
bari ufak kaçislar yapabilsek. var tabii yapanlar. ama
az. sadece kaymak
tabakasi.
hepimiz kaçabilsek...
bütçe, zaman, keyif...
denk olsa. gün içinde mesela...
küçücük gitmeler yapabilsek.
ne mümkün.
sabah 09.00, aksam 18.00.
sonra baska mecburiyetler.
sıkısıp kaldik.
sirf yeme, içme, barinmanin bedeli bu kadar agir
olmamali.
hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz. bir ömür
karsiligi bir ömür
yani.
ne saçma.
bahar midir bizi bu hale getiren?
galiba.
ben her bahar asik olmam ama her bahar gitmek isterim.

gittigim olmadi hiç.
ama olsun... ıstemek de güzel.

can yücel

DJARUM   17.04.2008 10.15
  #27944
11.

[bkz: ateş ve su]

aralsea   17.04.2008 23.18
  #28608
12.

[bkz: eğer]

aralsea   17.04.2008 23.21
  #28611
13.

william shakespeare'in eserlerini türk kültürüne uyarlayarak alışılagelmedik şekilde çevirmiş edebiyatçıdır.

darcy   18.04.2008 00.39
  #28654
14.

değişik

başka türlü bir şey benim istediğim:
ne ağaca benzer, ne de buluta.
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..

bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun

bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince

nerde gördüklerim?
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..

aralsea   18.04.2008 14.27
  #28822
15.

seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyim istiyorum.
benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol
istiyorum.
nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
yaşayalım ki, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı.
birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız.
paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız.
öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
güzel günlerimizi, evimizde bir şişe şarap ve pijamalarımızla
kutlamalıyız.
yada bazen dostlarla ucuz biralar içerek...
böylece yaşamalıyız işte.

sonra çocuğumuz olmalı,

düşünsene senin ve benim olan bir canlı.
geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız.
sen arada mızıkçılık yapmalısın ve ben söylenerek almalıyım
sıranı.
yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta
kırmalısın.
hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız
olmalı.
herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden
mutluda olsa, kötüde olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz
olmalı.
saçlara düşünce aklar, yada gidince aklar, çocukları güvence
altına alıp gitmeli bu şehirden.
kavgasız, her sabah cinayetle uyanılmayan, sessiz bir yere
gitmeliyiz.

geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde
sallanmalıyız.
eve gelip benden kahve istemelisin.
çocuklar gelmeli ziyaretimize, geçmişteki hareketli günlerimizi
anımsamalıyız.
ben, "bey" demeliyim sana, sende "hanım".

öyle sevmelisin ki beni bu yazdıklarım korkutmamalı seni.
tebessümler açtırmalı yüzünde.
birgün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı
yüzümüzde.

birbirimizi sevmenin gururu olmalı herşeyde.
can yücel

aralsea   21.04.2008 13.55
  #30503
16.

#34241

aralsea   26.04.2008 22.59
  #34244
17.

beyaz sakalıyla o muhteşem gülüşüyle ve büyük insan yazar,şair ve insan.

sempatikolmakendinol   17.05.2008 22.31
  #47016
18.

o büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

o kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.


edit: neyine dandik verildi acep.

manik-depresif   29.05.2008 13.15 ~ 25.07.2008 00.55
  #56070
19.

en uzak mesafe ne afrika'dır
ne çin ne hindistan,
ne seyyareler ne de yıldızlar,geceleri ışıldayan
en uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir
birbirini anlamayan.

DJARUM   29.05.2008 14.25
  #56120
20.

66.sone

vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
o kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,
ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene
doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen' e
vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
seni yalnız komak var, o koyuyor adama.

can yücel

ryuuzaKi   17.06.2008 02.55
  #74263

1 2