can dündar

1.

"ogrendik ki...

yumusak kelimeler kullanmak,onlari yutmamiz gerektiginde isimizi kolaylastiracaktir.

kibar olmak, hakli olmaktan cok daha onemli.

inkar edip icimizde sakladigimiz seyler gercekliginden hicbir sey kaybetmiyor

hayat sartlari bizi ne kadar ciddi gorunmeye zorlasa da, herkes cilginliklarini paylasacak birini ariyor.

en buyuk pismanlik, birine son bir kez "seni seviyorum" diyememis olmaktir.

parayla "klas insan" olunmuyor.

gun icinde basimiza gelen kucucuk seyler gun sonunda koca bir mutluluk hissettiriyor.

biriyle dalastigimizda tek basardigimiz onun bize daha cok zarar vermesini saglamaktir.

her yarayi saran zaman degil sevgidir.

olgunlasmanin en kisa yolu bizden daha zeki insanlardan cevre edinmektir.

asik oldugunda ne yaparsan yap gizleyemiyoruz.

birine asik oldugumuz ana kadar, hic kimse mukemmel degildir.

firsatlar asla yok olmaz. bizim kacirdiklarimizi yakalayan biri daima olacaktir.

bir gulumseme, daha guzel bir goruntuye kavusmanin
bedava yontemidir.

nasil hissedecegimizi kontrol edemesek de, o hislerle nasil basa cikacagimizi kontrol edebiliriz.

hepimiz zirvede olmak isteriz, ama asil keyif oraya tirmanirken yasadiklarimizdadir.

veee...
ogrendik ki...
zaman alismayi ogretir, ama unutmayi asla

can dundar"

yazısı insanın içine işleyen büyük yazar, büyük şair.

http://www.candundar.com.tr

mojo   14.03.2008 21.27
  #7393
2.

insanın önünde
yaşanacak yıllar,
yaslanacak omuzlar azaldıkça,
hepten kıymete biniyor galiba,
bir zamanlar yaşanmış yıllar,
yaslanılmış omuzlar...

aralsea   17.04.2008 22.39
  #28533
3.

türkiyenin en iyi yazar-gazetecilerinden bir tanesi.baba bana savaşı anlat adlı kitabı okunması gereken kitaplar arasında olmalıdır.bir kahvede amerikanın nasıl göründüğünü anlatan dündar,halkın gözlüğüyle dünyaya bakabilmektedir.

sempatikolmakendinol   28.06.2008 20.36
  #87487
4.

1991 demirkırat (mehmet ali birand ve bülent çaplı ile birlikte) (10 bölüm) trt’de yayınlandı.
1992 cumhuriyetin kraliçeleri (5 bölüm) show tv’de yayınlandı.
1993 sarı zeybek (1 bölüm) show tv’de yayınlandı.
1994 12 mart (10 bölüm) show tv’de yayınlandı.
1994-1995 gölgedekiler (6 bölüm) show tv’de yayınlandı.
1996-1997 aynalar (10 bölüm) show tv’de yayınlandı.
1998 yükselen bir deniz (4 bölüm) kanal d’de yayınlandı.
1999 “ismet paşa” bülent çaplı ile birlikte, (3 bölüm) cnn türk’de yayınlandı.
1999 “zaten tiyatro dediğin nedir ki?” (3 bölüm) atv’de yayınlandı.
2000 4. nesil (10 bölüm) ntv’de yayınlandı.
2000 atatürk’ün bankası (1 bölüm) ntv’de yayınlandı.
2000 köy enstitüleri (2 bölüm) atv’de yayınlandı.
2001 halef (1 bölüm) cnn türk’de yayınlandı.
2002 fenerbahçe (3 bölüm) kanal d’de yayınlandı.
2002 nazım hikmet belgeseli (4 bölüm) cnn türk’de yayınlandı.
2002 “o gün” (11 bölüm) cnn türk’de yayınlandı.
2003 “bir yaşam iksiri: nejat eczacıbaşı” (2 bölüm) kanal d’de yayınlandı.
2004 karaoğlan: bir ecevit belgeseli (5 bölüm) cnn türk’de yayınlandı.
2004 önce insan..! insan hakları belgeseli...
2004 yüzyılın aşkları (10 bölüm) cnn türk’de yayınlandı.
2005 garip; neşet ertaş belgeseli (3 bölüm) star’da yayınlandı.
2005 ilk durak, nebil özgentürk’le birlikte, (2 bölüm) cnn türk’de yayınlandı.
2006 yetiştik çünkü biz..! mülkiye belgeseli (4 bölüm) cnn türk’de yayınlandı.
2006 çalıkuşları: notre dame de sion’un çocukları, (3 bölüm) ntv’de yayınlandı.
2007 lider portreleri: (4 bölüm) ntv'de yayınlandı.

http://www.candundar.com.tr/index.php?did=2280

taahin   28.06.2008 20.41
  #87502
5.

ıngilizce dersinde yanimda bir kiz oturuyordu onun için 'benim en iyi arkadasim' diyordum...
ama ben onun ipek gibi saçlarina bakip onun benim olmasini istiyordum.
ama o bana benim ona baktigim gözle bakmiyordu bunu biliyordum, dersten sonra kalkti ve geçen gün sinifta olmadigi için o günün notlarini istedi ona notlari verirken bana tesekkür etti ve yanagimdan optu. onu sadece arkadas olarak
istemedigimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini
bilmiyorum ama çok utaniyordum...

11. sinif telefonum çaldi, arayan oydu ve agliyordu bana askin nasil kalbini kirdigini anlatti, beni evine çagirdi,yalniz kalmak istemedigini söyledi, bende tabiki gittim,koltuga, onun yanina oturdum, güzel gözlerine bakmaya basladim ve onun benim olmasini diledim, 2 saat sonra
drew barrymore'un bir filmi basladi ve onu izledik filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana hersey için tesekkür etti ve yanagimdan öptü.

onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utaniyordum...
son sinif mezuniyet balosundan birgün önce yanima geldi ve 'çiktigim çocuk hasta ve partiye gelemiyecek'dedi, benimde çiktigim biri yoktu ve 7. sinifta birbirimize söz vermistik eger
çiktigimiz biri olmazsa partilere birlikte gidicektik, 'en iyi arkadas' olarak.ve partiye birlikte gittik, o aksam çok güzeldi, her sey yolunda gitti, partiden sonra onu evine kapisinin önüne kadar biraktim, kapinin önünde ona baktim o da bana o güzel gözleriyle gülümseyerek bakti.
onun benim olmasini istiyordum... ama o bana benim ona baktigim gözle bakmiyordu bunu
>>biliyordum, bana 'hayatinin en güzel zamanini geçirdigini' söyledi ve yanagimdan öptü.
onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utaniyordum günler, haftalar, aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çatti...

sürekli onu izledim onun
mükkemmel vücudunu seyrettim. diplomasini almak için sahneye çikarken sanki havada süzülen bir melek gibiydi. onun benim olmasini istiyordum... ama o bana benim ona baktigim gözle bakmiyordu bunu biliyordum. herkes evine gitmeden önce yanima geldi ve aglayarak
bana sarildi sonra basini omzuma koydu ve 'sen benim en iyi arkadasimsin, tesekkürler'
deyip yanagimdan öptü.
onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum,onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utaniyordum.

aradan yillar geçti...
bir klisedeyim ve o kizin nikahini izliyorum.evet artik evleniyordu, onun 'evet, kabul ediyorum'demesini, yeni hayatina girmesini izledim, baska bir adamla evli olarak.
onun benim olmasini istiyordum ama o bana benim ona baktigim gözle bakmiyordu bunu
biliyordum. yeni hayatina girmeden önce yanima geldi ve 'nikahima geldin tesekkürler' deyip yanagimdan öptü.
onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utaniyordum
yillar çok çabuk geçti; su an benim bir zamanlar en iyi arkadasim olan kizin tabutuna bakiyorum, esyalari toplanirken lise yillarinda yazdigi gunlugu ortaya çikti...

hemen günlügünü aldim ve günlükte okudugum satirlar söyleydi
'onun gözlerine bakarak onun benim olmasini diledim... ama o bana benim ona baktigim gözle bakmiyordu bunu biliyordum. onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum,onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok
utaniyordum...


keske bana beni sevdigini söyleseydi...

athena   04.08.2008 16.54
  #126103
6.

internet ortamında yazıları en çok paylaşılan ve e-posta yolu ile en çok gönderilen yazarımızdır.

DJARUM   04.08.2008 16.56
  #126106
7.

okurken bilgilendiren ve aynı anda iki hatta üç kitap okuyormuşcasına bilgilendiğimi farkettiğim yazar..
o sade bir yazar değil. hayatı bizim dile getiremediğimiz bir şekilde aslında hep istediğimizde beceremediğimiz şekilde dile getiren bir yazar...

böyle demişti bir kitabında babamın oğluyken eskiden oğlumun babası oluverdim birden..
büyümekten korkuyordum o zamanlar şimdiki gibi ve kitabı elime tesadüfen aldım okumaya başladım kahretsin dedim.. büyüyüyorum..

jumpforjoy   04.08.2008 18.27 ~ 04.08.2008 20.02
  #126199
8.

henuz 18 ini yeni bitirmiştin, enerji ve umutla dolu
hayata başlamaya hazırdın... ne oldu? istemediğin bir
okula girdin. insanları mutlu etmek, saygı kazanmak,
sevilmek için... sevmediğin bir bölümde senelerini
harcadın... ayaklarını sürüye sürüye gittin
derslere... çalışmak istemedin ama yine de zorladın
kendini... güç bela bitirdin sonunda... ne ailen, ne
de arkadaşların görmedi yaptığın fedakarlığı...
alkışlamadılar seni,omuzlarının üzerine çıkarmadılar,
madalya takmadılar... enerjin çoktan
tükenmeye başladı bile... kimse bilmez nasıl kendini
feda ettiğini... ruhunu teslim ettiğini... gençliğini
tükettiğini...

şimdi iş bulman gerek... para kazanman, araba alman,
ev alman gerek... istemediğin bir işe girdin... böyle
olması gerekiyor diye... sırf çevrendekiler bekliyor
diye... insanları mutlu etmek, saygı kazanmak,
sevilmek için... sabahın köründe gidiyorsun işe...
sevmediğin insanlar ile gününü harcıyorsun... heyecan
duymadığın işlerle zamanını geçiriyorsun... yarının
gelmesinden nefret ediyorsun... sevildiğini hissettin
mi peki? ya saygı? bitti mi insanların istekleri?
özgür müsün artık? hayır hala özgür değilsin...

şimdi evlenmen gerek... öyle ya yaşın geçiyor, evde mi
kaldın ne? arıyorsun etrafında uygun
birisini, artık evlenmeliyim diyorsun...acaba
gerçekten istiyor musun? sana uygun birisini buldun
işte, boyu boyuna, mesleği mesleğine, parası parana
göre... peki ya kalbin? düğününden bir gece önce
sessizce itiraf ettin kendine, ya doğru kişi değilse?
belli ki hazır değildin bu evliliğe... evlenmek için
evlendin... insanları mutlu etmek, saygı kazanmak,
sevilmek için...mutlu oldun mu peki?
kalbin heyecanla doldu mu? akşam eve koşarak döndün
mü? sevildiğini hissettin mi? seviştin mi tüm
varlığınla?

daha evleneli bir sene dolmadı, insanlar çocuk demeye
başladılar... istedin mi gerçekten bir çocuk sahibi
olmayı? hazır mısın bir canlıyı yetiştirmeye? söyle
bana ne verebilirsin bu küçük insana? hayatı kendi
gözlerinle hiç yaşadın mı? ne istediğini biliyor
musun? ya istemediğini? hiç risk aldın mı? sen hiç
kendin için bir şey yaptın mı? çocuğun bir gün sorarsa
özgürlük nedir? ne cevap vereceksin? sen hiç özgürlüğü
yaşadın mı?

evliliğinde problemler yaşıyorsun... sevmediğin bir
insanla cehennemi paylaşıyorsun... boşanmak fikri
kafana gelip gelip gidiyor...cesaret edemiyorsun...
insanlar ne der diyorsun... gene kendi duygularının
üzerine bir duvar örüp başka insanlar için evliliğinde
kalıyorsun... fedakarlığını gören biri var mı?
yaşadığın ızdırabı senin gibi yaşayan?

korkuların seni hapsetmiş, her geçen gün etrafına bir
duvar daha örüyorsun. sevilmeme korkusu, yalnız kalma
korkusu, başarısız olma korkusu, saygınlığını yitirme
korkusu ve daha neler neler... hayatında hiç
korkmadığın bir gün oldu mu? cesaretle atıldın mı hiç,
ya bilmediğin bir dünyaya girdin mi? sevilmemeyi göze
aldın mı hiç? gülünç duruma düştün mü? ağladın mı
doyasıya, insanlara aldırmadan? acı çektin mi hiç,
hani öleceğini düşünecek kadar... ve iyileşmeyi
başarabildin mi hiç?

yaş erdi kemale diyorsun, bu saatten sonra benden ne
köy olur ne kılavuz. umutların tükenmiş, hayallerin
yıkılmış... koca bir ömür başka insanların kontrolü
altında geçip gitmiş. alışmışsın artık
bu düzene, artık istesemde çıkamam diyorsun... ve gene
kendin için bir şeyler yapmaktan vazgeçiyorsun...

ne olurdu istediğin okula gitseydin... kim ne derse
desin, ressam olsaydın... müzisyen, arkeolog, sanatçı,
sporcu olsaydın...hayattaki büyük adımları ancak hazır
olduğunda sen istediğin için atsaydın... ne olurdu
biraz risk alsaydın? biraz kendine güvenseydin? biraz
kendine inansaydın? ne olurdu seni çepeçevre saran
zincileri kırıp, önünde ki duvarları aşıp, kendin
olabilmeyi başarsaydın? kim ne diyebilirdi sana? gene
kimse madalya takmazdı, gene kimse alkışlamazdı, gene
kimse seni omuzlarının üzerine çıkarmazdı... ama sen
kendine saygı duyardın!

haydi şu anda şu dakika bir daha bak hayatına... bu
sefer kendin için bir şeyler yap... bırak insanlar
sevmesin seni, bırak senin mutsuzluğundan mutlu
olmayıversinler, bırak takdir etmesinler,
onaylamasınlar, bırak dedikodunu yapsınlar, itiraz
etsinler... hayatında bir kere olsun bu riski al!

istediğin mesleği yap... zevk al ürettiğin işten...
uçarak git işine...keyif al birlikte çalıştığın
insanlardan... yaşamını kendin seç ve mutlu ol
seçtiğin bu yaşamdan...

istediğin insan ile istediğin zamanda evlen... ister
20 inde ol, ister 50 inde... senden başka kim bilir
doğru insanın kim olduğunu ve doğru zamanın ne zaman
olduğunu? dinleme başkalarını... evlenmek için hiç bir
zaman geç sayılmaz... ve hatta istiyorsan
evlenme... bu yaşam senin ve ızdırabını da,
mutluluğunu da yaşayan tek sensin...

istediğin zaman çocuk yap... kendini hazır
hissettiğinde, yaşama bir canlı getirmek istediğinde
ve o çocuğa verecek bir şeylerin olduğunda... ve hatta
istemezsen hiç çocuk yapma...

istiyorsan başka bir şehre taşın, başka bir ülkeye,
başka bir kıtaya... mecbur değilsin bu şehire tıkılıp
kalmaya...

istiyorsan yeniden okula başla, yeni bir meslek, yeni
bir hayat, yeni ben diyerek kendin için yaşa...

şimdi soruyorum sana...

ne zaman kendin için bir şeyler yapacaksın?

benyazdım   06.08.2008 01.11
  #127366
9.

[bkz: dom za vesanje]

manik-depresif   10.10.2008 16.19
  #187208
10.

çok iyi bir gazeteci orası ayrı ama çoğu belgeselinde yeni bir şeyler ögrenmiyoruz sadece olayları onun sesinden dinliyoruz.bize bildiğimiz şeyleri anlatıyor kendi sesiyle.

slash   30.10.2008 02.51
  #205795
11.

"sarı zeybeği" yaptığında, gözlerinde yaşlarla,en büyük kemalist bizim kemalist diye omuzlarına almak isteyenlere, "mustafa" yı yaptıktan sonra gözlerinde kin ile, pis dinci,akp li,dönme diye nara atanlara dün akşam ki genç bakış programında en iyi ayarı vermiş,gözümde bir kat daha büyümüş demokrat.

iştah şurubu   06.11.2008 21.41 ~ 06.11.2008 21.45
  #213093
12.

yıllar önce tsk tarafından fişlendiğinde anlam verememiştim "neden" diye. artık anlam veriyorum, veriyoruz.

supernova   10.11.2008 00.36
  #214925
13.

kadife gibi bir sese sahip aydın kişilik.

nickbulmakzoriş   10.11.2008 10.26
  #214993
14.

ntv deki programına devamlı ikinci cumhuriyetçileri konuk eden şahıs.

supernova   13.11.2008 02.11
  #216601