en stresli bekleyişlerden biridir. ama yine de bunu etrafa çaktırmamaya çalışırsınız.. "lan on milyon verdik yarım saat geçti hala tık yok" diye içiniz içinizi kemirir.. "acaba sorsam mı?"diye dşünürsünüz ama zaten beş dakika önce sormuşsunuzdur.. milletin hakkınızda; "ulan ne kıymetli parası varmış lavuğa bak on milyon verdi yirmi kere sordu" şeklinde düşünmesinden çekinirsiniz.
bu bekleyiş esnasında yapılacak en büyük hata kulağa mp3 player takmak olacaktır. zira şöförün "on milyon kimindi?" serzenişini duymazsınız, şöför bu anonsu iki üç kere tekrarlar, tabi siz o esnada kulakta kulaklık şarkının da etkisiyle minibüs camından dışarıya buğulu buğulu bakmakta, etraftaki kızları kesmektesinizdir.. şöför anonsu son bir defa sert bir şekilde tekrarladığında artık çok geçtir. birden telaşlanırsınız, gözleriniz dolu dolu olur ve istemsizce "benim on milyonumm!, on milyonum benimm!" diye haykırırsınız adeta... burda kesebilirseniz ne ala "yarım ekmek döner alacağım ben o parayla" diye devamını getirirsiniz.
paranız elden ele size gelirken heycanlanırsınız. bir an önce kavuşmak için ön tarafa doğru hamle yaparsınız. fakat o hamle herşeyi batıran hamle olur.. bozuk birer milyonluklardan oluşan para üstü etrafa yayılır, kimisi minibüsün açık kapısından dışarı düşerken kimi arkanızda oturan 135 kiloluk teyzenin altına doğru yuvarlanır.
#11067